^ Başa Dön
Dinopark Göynük, Kemer, Antalya

Dinozorlar Tarihi

Dinozorlar

Dinozorlar 100 milyon yıldan fazla bir zaman kara hayatına egemen olmuş hayvanlardır. Dinozor, Yunancada korkunç kertenkele anlamına gelen iki sözcüğün birleştirilmesinden oluşturulmuştur. Bunun nedeni, geçmişte bilimadamlarının dinozorları bir cins kertenkele sanmalarıdır. Türkçede yaygın fakat yanlış olarak dinazor diye yazıldığı da olur. Dinozorlar yeryüzünde ilk kez 200 milyon yıl önce göründüler. 65 milyon yıl önce ise, çok sayıda dinozor türünün nesli tükenmişti.

Yeryüzünde çok sayıda dinozor türü bulunmaktaydı. Bunlardan kimi bitkilerle beslenirken, kimi et yiyordu. En kalabalık otçul dinozor türleri, Apatosaur ve Brachiosaur idi. Bunlar gelmiş geçmiş en büyük hayvanlardı. Örneğin Apatosaur 30 ton ağırlık ve 21 metre uzunluğa ulaşabiliyordu. Diğer otçul dinozorlar, kendilerini etçil dinozorlardan korumaya yarayacak özel silahlara sahipti. Örneğin Triceratop, başında üç boynuz taşırken, Ankylosaur çıkıntılı kemiklerle korunuyor, Stegosaurus’un kuyruğunda ise sivri dikenler bulunuyordu.

Etçil dinozorlar, tıpkı insanlar gibi arka ayaklarının üzerinde yürüyorlardı. Bu nedenle ön ayakları kollara benzemiş ve çok küçükleşmişti.

Tyrannosaurus, Carnotaurus gibi bazıları son derece büyükken, Compsognathus (yaklaşık 5,5 kg ve 60 cm) gibileri de son derece küçüktü. Bunların daha sonra kuşlara evrimleştiği düşünülür. İlk kuşlardan biri Archaeopteryx idi ve kısmen dinozora benziyordu.

Dinozor Türleri

Dinozorlar, kalça yapılarına göre iki grup altında incelenirler: Birinci gruptakilerin kalça yapısı kuşlarınkine (Ornithischia), İkinci gruptakilerin kalça yapısı kertenkelelerinkine (Saurischia) benzemektedir.

Saurischia’lar ise Theropoda ve Sauropoda diye iki alt takıma ayrılır.

Therapoda’lar etçil olup ilk dinozor grubudur. İki ayak üzerinde yürürler. Bunların boyları 25cm. ile 10m. arasında değişir. En çok tanınanları Allosaurus olup, 140 milyon yıl önce Kuzey Amerika’da yaşamıştır.

Allosaurus; Reptilia (sürüngenler) sınıfı, Saurischia takımının, Therapoda alttakımına ait Allosauridae ailesinin bir cinsidir. Bu alt takım üyeleri iki ayak üzerinde yürüyüp, etle beslenmişlerdir.

Allosaurus 12 metre uzunluğunda yaklaşık 3 ton ağırlığında bir hayvan olup, ot yiyici dev boyutlu Sauropodlara saldıracak kadar da güçlüdür. Kafası vücuduna oranla büyüktür. Çenesi, uzun ve derin, 5-10 cm. uzunluğundaki dişleriyse geniş ve keskindir. Allosaurus kuş benzeri üç tane ayak parmağına sahiptir ve baş parmak geriye dönerek birçok kuşta olduğu gibi destek görevini üstlenmiştir. Ön üyeler kısa ve sağlamdır, pençe biçimli üç parmak ayrılmıştır ve beslenme fonksiyonunda kullanılmak için uygundur. Fakat vücudu desteklemek için elverişli bir yapıya sahip değildir.

Diğer alt takım da Sauropoda’lardır. Bunlar Theropoda’lardan daha sonra ortaya çıkmışlardır. Dört ayak üzerinde yürürler, otçul ve etçil formları vardır. 30 metre uzunluğa ulaşanları bulunmuştur. Bunlar dinozorların en iri temsilcileridir. Bu alt takıma ait örneklerden Diplodocus, Kuzey Amerika’da 140 milyon yıl önce yaşamıştır. Bunlar 24 metre uzunluğunda olup 10 ton ağırlığa sahiptir. Otçul bir kertenkeledir.

Dinozorlara ait bir diğer takım ise Ornitischia’lardır. Bunlar da, Ornithopoda, Stegosauria ve Ceratopsia alt takımlarına ayrılmaktadır.

Ornithopoda alt takımı üyeleri otçul olup iki ve dört ayağa sahiptirler.

Stegosauria üyeleri de karasal yaşama uyum sağlamıştır. Bunlar 150 milyon yıl önce Kuzey Amerika, Afrika ve Avrupa’da yaşamışlardır. Boyları 4.5 metre, yükseklikleri ise 2.5 metredir.

Ceratopsia’lar da kara hayatına uymuştur. Dört ayaklıdırlar. En önemli örnek Triceratops’tur. Bu cinsin temsilcileri 110 milyon yıl önce Kuzey Amerika’da yaşamıştır. Boyları 6 metre kadardı. Otçul idiler. Allosaurus, Styracosaurus, Deinonychus

Fanerozoik Devir

545 MYÖ - Günümüz

Dünya ve yaşam tarihinin üç devrinden sonuncusu ve en kısa olanıdır. Yeryüzü yaşamının son 545 milyon yıllık dilimini içine alan Fanerozoik, kelime anlamıyla "görünür ya da bilinen yaşam" demektir. Yaklaşık elli yıl öncesine kadar bu zamandan öncesine ait kayaçlarda canlı fosiline rastlanmamıştı. Fanerozoiğin ilk dönemi olan Kambriyenin başında hayvanlar birden bire çok çeşitli ve yaygın fosiller bıraktı.

Fanerozoikte yaşam önce suda çeşitlenip yaygınlaşmış daha sonra karaya çıkıp kıtaları da işgal etmiştir. Artık yeryüzü yaşamının tarihinin çok daha eskilere, 3,5 milyar yıl kadar öncesine dayandığını, ilk hayvanların da Kambriyen öncesinde Vendiyanda ortaya çıktığını biliyoruz. "Fanerozoik" adı, artık bire bir anlamını korumasa da bu devir 3 milyar yıllık sönük Kambriyen öncesi bir hücreli yaşamının karmaşık biçimlere evrimleşip çeşitlendiği, canlıların yeryüzüne belirgin biçimde damgalarını vurdukları şaşaalı bir zaman dilimini temsil eder. Fanerozoik, ilkin hayvanlardan, dinozorlar çağına ve günümüzün memeli baskın yaşamına, ilkin bitkilerden, Karbonifer bataklık ormanlarına ve günümüz çiçekli bitkilerine, basit sucul bir ekosistemden günümüzün karmaşık ve yer kürenin üzerini kaplayan çok katmanlı ekosistemine uzanan evrimsel bir patika ve yeryüzü yaşamının en etkileyici dönemidir.

Mezozoik Zaman

251.4 MYÖ - 65.5 MYÖ

Dinozorlar Çağı

Bu zamanda sürüngenlerin Permiyende başlayan karasal ekosistemlerdeki baskınlığı, diğer ekosistemlere de yayılır ve artarak devam eder.

Permiyende oluşan dev kıta Pangea, Mezozoiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür; fakat, daha sonra parçalanmaya başlar. Zamanın son dönemi olan Kretasede Lavrasya ve Gondvana yeniden birbirinden ayrılır. Kıtalar daha da küçük parçalara bölünerek hemen hemen günümüzdeki biçimlerini almaya başlar. Ayrılan kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafik bölgeler oluşur.

Mezozoik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder.

Permiyen yok oluşunda neredeyse yok olma tehlikesi atlatan deniz yaşamı, sağ kalmayı başaranların uyumsal açılımıyla çeşitlenir, pek çok yeni grup ortaya çıkar. Modern deniz omurgasız yaşamı Mezozoikte kurulur. Modern mercanlar, kabuklular, fitoplanktonlar, planktonik Foraminiferler, Radiolaryalar, Belemnitler ve Ceratites ammonitler ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Paleozoik denizlerinin en baskın grubu olan dallı bacaklılar azalırken midyeler yaygınlaşır. Mezozoiğin kemikli ve kıkırdaklı balıkları da günümüzden çok farklı değildir. Ancak Mezozoik denizlerinde besin zincirinin en üstünde bulunan yırtıcı grupları günümüzdekilerden oldukça farklıdır. Günümüzde balina, yunus gibi memelilerin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoikte dev deniz sürüngenleri kullanılıyordu. Triasın sonunda kıtaların parçalanmasıyla birlikte, sığ denizler geri döner ve deniz yaşamı yeniden çeşitlenir.

Mezozoiğin en tanınmış grubu olmalarına rağmen, dinozorlar Juraya kadar çok yaygınlaşamaz. Permiyen yok oluşundan kurtulan sürüngenler ve memeli benzeri sürüngenler, Trias karasal ekosisteminin baskın grublarıydı. Bu ilkel sürüngen gruplarından kaplumbağalar yeni sürüngen ortaya çıkar. İlk gerçek memeliler de Triasın sonunda ortaya çıkar. Triasın sonunda gerçekleşen yok oluşla, memeli benzeri sürüngenler de dahil, ilkel sürüngenlerin ve labyrinthodont iki yaşamlılar çoğu yok olur; dinozor ve yeni sürüngen gruplarının yolu açılır. Dinozorlar Jurada karasal ekosistemin baskın omurgalı grubu olur, timsahlar, kaplumbağalar, kertenkeleler ve kurbağalar da öncekilerden boşalan nişlere yerleşir. Karalarda dinozorların hakimiyeti sürerken, bazı sürüngen grupları da sucul yaşama uyum sağlar, bir kısmı ise uçma yeteneğini kazanarak krallıklarını gökyüzünde kurar.

Mezozoikte bitkiler de büyük bir değişim geçirir. Permiyenin kurak iklimine uyum sağlamayı başaran açık tohumlular, Mezozoiğin baskın bitki grubudur. Erken Mezozoikte eğreltiler, sikatlar, ginkolar, bennettitaleanler baskındır. Modern açık tohumlular, örneğin kozalaklılar ilk kez günümüzdeki biçimleriyle erken Triasta ortaya çıkar. Juranın baskın bitki grubu, ilkel palmiye benzeri, açık tohumlu bitkiler olan sikatlardı.

Mezozoiğin sonlarına doğru sikatlar azalmaya başlar. Kapalı tohumluların ne zaman ortaya çıktığı henüz kesin değilse de Kretasenin ortasında kesin biçimde fosil kayıtlarına giren grup, açık tohumluların zararına çeşitlenip, yaygınlaşır.

Sürüngenlerin hakimiyeti altındaki Mezozoik dünyasında memeliler önemsiz bir grup olarak varlıklarını sürdürür. Oldukça küçük boyutlarda olan memeliler büyük olasılıkla sürüngenlerle rekabetten kaçınmak üzere gececil bir yaşama biçimini benimsemişti. Dinozorlardan köken alan kuşlar da ilk kez Jurada ortaya çıkar.

Jurada yaygınlaşan dinozorlar, Kretasenin sonunda çeşitlilikçe ve yaygınlıkça zirveye ulaşmışlarken, pek çok canlı grubuyla birlikte ortadan kalkarlar. Bugün yaygın şekilde kabul edilen görüş, yeryüzüne çarpan bir gökcisminin yeryüzünün son kitlesel yok oluşuna neden olduğudur. Kretase/Tersiyer yok oluşu olarak bilinen bu olayla sürüngenlerin yüz milyonlarca yıl süren hakimiyeti sona erer ve Tersiyerde memelilerin yaygınlaşmasını sağlayacak koşullar sağlanır.

Trias Dönemi

251.4 MYÖ - 205.1 MYÖ

Pangea bir bütün halinde
İklim karasal ve sert

Yok oluşun ardından deniz yaşamının ve karasal yaşamın yeniden çeşitlenmesi. İlk dinozorlar, ilk memeliler ve pek çok yeni sürüngen grubunun ortaya çıkıp, farklı ekosistemlere yerleşmesi.Mercanların ve Belemnitlerin ortaya çıkması.

Triasta Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran az sayı ve çeşitlilikteki canlı grubu, uyumsal açılımla boşalan ekosistemlere yayılır. Bu nedenle Trias yaşamı, Paleozoiğin canlıları ile Mezozoiğin canlıları arasında bir geçiş dönemidir.

Bu dönemde deniz omurgasızları büyük oranda modern biçimlerine kavuşur ve Mezozoik denizleri -baskın yırtıcıları hariç- az çok tanıdık bir biçim alır. Bitki yaşamında açık tohumlularının ve özellikle kozalaklı bitkilerin baskınlığı giderek artar. Karasal ekosistemlerde omurgalıların baskınlığı Permiyende, olduğu gibi devam eder. Yok oluştan kurtulabilen az sayıdaki terapsit, Labyrinthodont iki yaşamlı ve Archosaurslar çeşitlenir. Mezozoiğin geri kalanına damgasını vuracak olan dinozorlar henüz çok çeşitli değildir. Dönemin sonuna doğru ilk memeliler ve timsahlar ortaya çıkar.

Trias Dünyası

Permiyende oluşumu tamamlanan Pangea kıtası, Trias boyunca da varlığını sürdürür. Permiyende dağ oluşumuyla yükselen bölgeler bu dönemde büyük oranda erozyona uğrar. Yer yer volkan patlamaları yaşanır ve büyük lav akıntıları olur. Bu dönemde Tetis denizi Pangea'nın ekvatoral bölgesinde bir iç deniz olarak bulunurken, Pantalassa okyanusu gezegenin geri kalanını kaplar. Dönem ilerledikçe Pangea'yı oluşturan kıtalar birbirinden ayrılmaya başlar. Tetis Pangea'yı doğudan istila ederek Gondvana ve Lavrasya kıtalarını birbirinden ayırır. Kuzey Amerika ve Avrupa kuzeye doğru hareket etmeye başlar. Gondvana'nın parçaları olan Kuzey Amerika ve Afrika birbirinden uzaklaştıkça ikisi arasında yarık vadiler oluşur.

Trias İklimi

Permiyenden miras kalan, iklimsel farklılıkların oldukça belirgin olduğu kurak ve karasal iklim Trias boyunca da devam eder. Mevsimler aşırı yağışlı ve aşırı kurak dönemler şeklinde yaşanır. Pangea'nın iç kesimleri ise aşırı kurak hatta çöl benzeri bir durumdaydı. Bitkiler sadece yağış olan kıyı bölgelerinde yaygındı. Yeryüzünde tek bir kara parçası olmasına rağmen, Pangea'nın farklı bölgelerinde oldukça farklı bitkiler baskındı. Bol yağış alan kuzey ve güney Pangea'da geniş yapraklı sık ormanlar yaygınken kurak ekvatoral bölgelerde seyrek ormanlar vardı.

Trias Deniz Yaşamı

Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran gruplar, Triasta uyumsal açılımla yeniden yaygınlaşır. Dallı bacaklılar, ammonoyitler ve midyeler yaygınlaşarak Trias denizlerinin baskın omurgasız grupları olur. Triasa sağ olarak ulaşan tek ammonoyit grubu olan Ceratitesler, dönemin en çeşitli ve baskın omurgasızlarıydı. Bu dönemde ammonoyitlere mürekkep balığı benzeri biçimler de eklenir, bunlardan Belemnitler Jurada yaygınlaşır.

Paleozoikten gelenlerin çeşitliklerini artırmasının yanı sıra, bu dönemde omurgasızların en modern grupları da ortaya çıkar. Planktonik foraminiferler, Radiolaryalarla birlikte, fitoplanktonlardan Dinoflagellatlar da bu dönemde ortaya çıkan bir hücreli gruplarıdır. Derisi dikenliler çeşitliliklerini bir ölçüde artırırken modern mercanlar ilk kez Tetis'te ortaya çıkar. Bu yeni gruplarla birlikte deniz yaşamı günümüzdekine oldukça benzer bir duruma gelir. Bu omurgasız gruplarıyla birlikte köpek balıkları ve ışın yüzgeçli kemikli balıklar da çeşitlenir ve günümüzdekilere benzer biçimler kazanır. Tetis, mercan resiflerinin yayılmasıyla tropik bir denize dönüşür.

Trias denizlerinin günümüzden en büyük farkı, baskın yırtıcı gruplarıydı. Permiyenden bu yana karalarda üstünlüğü ele geçiren sürüngenlerin bir kısmı sucul yaşama uyum sağlayarak, besin piramidinin en üstüne oturdu. Bugün balina yunus gibi deniz memelilerinin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoiğin boyunca dev deniz sürüngenleri dolduracaktı.

Geç Triasta ortaya çıkan ichthyosaurslar yani "Balık Sürüngenler" deniz yaşamına en iyi uyum sağlamış sürüngen grubuydu. Triasta küçük boyutlarda, balıktan daha çok sürüngene benzeyen ichthyosaurslar, Jura ve Kretasede büyük boyutlara ulaşacak balık -daha çok yunus- benzeri biçimler alacaktı. Bu durum daralan evrimin en iyi örneklerinden biridir. Ichthyosaurslar deniz yaşamına tam uyum sağlamıştı. Tüm diğer deniz sürüngenleri gibi akciğerleriyle solunum yapıyor ve nefes almak için su yüzüne çıkıyorlardı. Ancak kara ile hiçbir bağlantıları yoktu. Bazı ichthyosaurs fosillerinin rahminde anneleriyle birlikte fosilleşmiş ichthyosaurs embriyoları bulunması üremek için bile karaya dönmediklerini gösteriyor. İchthyosaurslar tıpkı yunuslar gibi suda doğup, suda ölüyordu.

Plesiosaurslar da ilk kez Triasta ortaya çıkar. Uzun boyunlu, dört yüzgeçli ve kısa bir kuyruğa sahip olan Plesiosaursların sucul yaşama uyumları, ichthyosaurslara oranla daha azdı. Bunların sığ sularda yaşadıkları ve zaman zaman kaplumbağalar gibi yumurtlamak için karaya çıktıkları düşünülüyor. Plesiosaursların iki farklı grubu vardır: Uzun boyunlu ve küçük kafalı Plesiosaurslar ve daha kısa ve güçlü boyunlarının sonunda irice bir kafa taşıyan Pliosaurslar.

Bunlardan başka, Trias denizlerinde pek çok farklı sucul sürüngenin yanı sıra, kaplumbağaların ve timsahların ilk biçimleri de yaşıyordu.

Nothosaurus

Archosaurslar Mezozoiğin baskın sürüngen grubu olurken, Anapsit sürüngenler olan kaplumbağalar da ilk kez Triasta ortaya çıktı. Trias kaplumbağaları günümüz kaplumbağalarınınkinden çok da farklı olmayan bir yaşam sürüyordu. Zamanlarının çoğunu suda geçiren bu hayvanlar üremek üzere karaya çıkıyordu. Trias kaplumbağalarının günümüzdekilerden en büyük farkı dişlerinin olmasıydı. Bilinen ilk kaplumbağa Proganochelys'di.

Proganochelys

Triasın baskın bitki grubu açık tohumlular, özellikle kozalaklı bitkilerdi. İlk gerçek kozalaklı bitkiler Pangea'nın kuzeyindeki kurak bölgelerde ortaya çıktı. Araucarioxylon, Erken Triasa ait bir kozalaklı bitkidir. Karboniferde ortaya çıkan palmiye benzeri açık tohumlu bitkiler olan sikatlar, bu dönemde yaygınlaşıp floranın önemli bir parçası olur. Triasın kurak ikliminde eğreltiler, at kuyrukları ve kibrit otları gibi sporlu bitkiler çok başarılı değildi.

Sikat

Permiyen florasının başlıca üyeleri tohumlu eğrelti Dicroidium, kozalaklılardan Voltziaceae, Lebachiaceae, sikatlar, ginkolar ve bennettitalelerdi. Pangea'nın farklı bölgelerinde farklı bileşimlerde floralar bulunuyordu. Dicroidium Gondvana'nın tamamına yayılmış, pek çok farklı ortama uyum sağlamıştı. Bazı bölgelerde Dicroidium tek bitki cinsiydi.. Bol yağış alan Lavrasya'da ise ilkel kozalaklı bitkilerin karışımından oluşan bir flora hakim, ağaç eğreltiler ve ginkoların oluşturduğu ormanlar yaygındı. Bu ormanların tabanında zengin bir eğrelti örtüsü bulunuyordu. Ekvatorun kurak bölgelerinde seyrek kozalaklı ve sikat ormanları vardı.

Bennettitale

Trias Kara Hayvanları

Triasın başında baskın karasal canlılar, Permiyen yok oluşundan kurtulup çeşitlenen terapsitlerdi. Terapsitlerden Dicynodontların sadece bir cinsi Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başarır: Otçul bir dicynodont olan Lystrosurus, Erken Triasın en yaygın hayvanıydı. Dicynodontlar günümüzün geyik ve koyunlarına benzer bir nişi kullanıyordu. Bodur ve güçlü hayvanlar olan Dicynodontların en belirgin özelliği, kunduz dişine benzeyen iki uzun dişiydi. Dicynodontların dönemin başındaki başarıları fazla uzun sürmez, dinozorların ortaya çıkmasıyla ortadan kalkarlar.

Dicynodont

Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran bir diğer terapsit grubu da Cynodontlardı. Cynodontların en önemli özelliği özelleşmiş dişlerinin bulunmasıydı. Cynodontlar bu özelleşmiş dişleri sayesinde yiyeceklerini pek çok sürüngenden göre çok daha verimli bir şekilde çiğniyordu. Cydontaların memelilerin atası olduğu düşünülüyor. Çünkü memelileri diğer omurgalılardan ayıran önemli özelliklerden biri, özelleşmiş dişlere sahip olmalarıdır. Bazı Cynodontların sakalları olduğuna dair kanıtlar var. Bu kürklerinin de olduğunun dolayısıyla da sıcak kanlı olabileceklerinin bir işareti.

Cynognathus

Bu dönemde soğuk kanlı Archosaurslar, kurak iklime daha iyi uyum sağlayabildiğinden, sıcak kanlı Terapsitlere karşı baskın duruma geldi. Triasın Archosaursları daha çok Permiyenden gelen sürüngenlerdi. Fakat dönemin sonuna kadar hızla gelişip, çeşitlenen Archosaurslar, çok farklı biçimler geliştirdi. Tüm Mezozoik boyunca yeryüzü yaşamına hükmedecek olan sürüngen grupları, bu dönemde ortaya çıkıp yeni nişlerine yerleşti. Triasın sonlarına doğru hepsi de Archosaurs olan timsahlar, Pterosaurslar, sucul sürüngenler ve dinozorlar ortaya çıktı. Timsah benzeri canlılar ilk kez Triasta ortaya çıktı. Fakat gerçek timsahlar ancak Jurada ortaya çıkacaktı. Trias timsahlarının modern timsahlardan farklı biçimleri ve yaşam tarzları vardı. Modern timsahlardan daha uzun bacakları olan Mezozoik timsahları karada daha uzun zaman geçiriyordu. Bunlar hızlı koşucuydu ve kalça kemiklerinin yapısından anlaşıldığına göre de iki ayaklarının üzerinde koşuyorlardı. Timsahların, karasal yaşamın diðer büyük etçilleriyle rekabet etmek yerine, yarı sucul bir yaşama uyum sağlamayı yeğlediği düşünülüyor.

Trias Timsahı

Jura ve Kretasede gökyüzünün hakimi olacak Pterosaurslar, "Kanatlı sürüngenler" de ilk kez Geç Triasta ortaya çıkar. Pterosaurslar dinozorlarla oldukça yakından akraba olsa da "dinozor" değildiler.

Pterosaurs

Çok önemli olmasalar da Lagosuchidae ailesi ve benzeri ilkin dinozorlar Triasta ortaya çıkar. Bu ilkin dinozorların arasında Archaeopteryx'in olası atası Pseudosuchia da vardı.

İlkin Dinozorlar Trias Döneminde Ortaya Çıktı

Archosaurs sürüngenler yayılıp çeşitlenirken Archosaurs olmayan pek çok küçük kertenkele benzeri sürüngen de Triasta ortaya çıktı: İlk kaplumbağalar, sphenodonlar ve ilk gerçek kertenkeleler.

Triasın sonlarında ilk gerçek memeliler de ortaya çıkar. Megazostrodon bu ilkin memelilere iyi bir örnektir. 1.5 cm boyunda 20-30 gram ağırlığındaki bu hayvanın, gececil olduğu düşünülüyor. İlkin memelilerin hepsi oldukça küçük, kemirgen benzeri hayvanlardı. Dinozorlar ve diğer sürüngen rakiplerle rekabetten kaçınmak üzere, gececil bir yaşam biçimini seçen Trias hakkında çok az şey biliniyor.

Triasın Sonu

Triasın sonunda nedeni henüz bilinmeyen bir kitlesel yok oluş yaşandı. Bir gök cisminin yeryüzüne çarpması, deniz seviyesindeki deðişimler ya da küresel soðumanın böyle bir yok oluşa neden olabileceði ileri sürülüyor. Yok oluşta tüm hayvan ailelerinin % 35 i yok oldu. Deniz canlısı cinslerinin %50'si yok oldu. Kafadanbacaklılar ve midyeler yok oluştan en fazla etkilen hayvanlardı. Süngerler, salyangozlar, konodontlar ve dallı bacaklılarda ciddi biçimde zarar gördü. Labyrinthodont iki yaşamlılar ve konodontlar tamamen, ammonoyit kafadan bacaklıların biri hariç tüm aileleri, pek çok sürüngen takımı, kaplumbaðalar hariç anapsitlerin tamamı, sucul sürüngenlerden plakodontlar, Nothosaurslar, memeliler hariç terapsitler ve ilkin dinozorların çoğu yok oldu. Yok oluştan sonra dinozorların yeni biçimleri evrimleşerek 150 milyon yıl sürecek olan hanedanlarını kurdular.

Jura Dönemi

205.1 MYÖ - 142 MYÖ

Pangea Parçalanmaya başlar. Ekvatoral ve nemli olan iklim dönem boyunca gittikçe yumuşar. Dinozorlar karasal ekosistemlerin baskın omurgalı grubu olur. Denizlerde sürüngenler çağı başlar. Sürüngenler gökyüzünün de hakimi olur. Belemmitler denizlerde yaygınlaşıp çeşitlenir.

Bitkiler dünyasında "Sikatların Çağı"

Kuşların ortaya çıkması

Triasın sonunda gerçekleşen küçük bir yok oluş, Jurada dinozorların yayılmasına fırsat verdi. Dinozorlar çeşitlenip gelişti, dev boyutlara ulaştı. Juranın başında Diplodocus ve Apatosaurus gibi devasa sauropod dinozorlar çeşitlendi. Allosaurus ve Compsognathus gibi etçil theropodlar da sayıca bollaştı. Kuş benzeri dinozorlar yaygınlaşırken, Archaeopteryx gibi dinozor benzeri ilkin kuşlar dönemin sonunda ortaya çıktı.

Dinozorlar karada hüküm sürerken, bilinen en büyük uçan omurgalılar olan Pterosaurslar gökyüzünde yaygınlaştı. Ichthyosaurslar, plesiosaurslar ve dev deniz timsahları, denizlerde sürüngen hanedanın temsilcileri olarak besin zincirinin en üstünde yerlerini aldı.

Jurada sürüngenlerin ezici üstünlüğü olsa da ilkin memeliler bu dönemde gelişme ve çeşitlenmelerine sessizce devam etti. İlk çiçekli bitkilerin de Juranın sonlarına doğru evrimleştiği düşünülüyor.

Jura Dünyası

Pangea kıtasının Triasta başlayan parçalanması Jurada da devam eder. Süper kıtanın farklı parçaları farklı yönlerde dönerek birbirinden uzaklaşırken aralarında yarık vadiler oluşur. Batıya doğru hareket eden Kuzey Amerika ile Grönland'ın, Avrupa ile Afrika'dan ayrılmasıyla oluşan, yarık daha sonra Kuzey Atlantik okyanusuna dönüşecekti. Kimerya ile Lavrasya çarpışır ve Kimerya'da dağlar yükselmeye başlar. Gondvana'da, Güney Amerika ve Afrika arasında, Triasta başlayan ayrılma, Jurada günümüz Kızıldeniz'ini andırır hale gelir. Geleceğin Güney Atlantik okyanusu Jurada uzun ince bir iç deniz şeklindeydi. Gondvana'nın doğusu batısından ayrılmaya başlar. Büyük bir yarık Antarktika'yı, Güney Amerika ve Afrika'nın güney uçlarından ayırır. Antarktika'nın üzerinde duran ve Afrika'nın doğusundan bu iki kıtayı birleştiren Hindistan ve Gondvana'dan ayrılan diğer parçalar yavaşça kuzeye doğru hareket etmeye başlar. Yarıkların oluştuğu bölgelerde pek çok volkan oluşur. Bu volkanlardan büyük miktarlarda lav çıkışı olur. Geç Jurada Kuzey ve Güney Atlantik Okyanusları açılırken, Tetis küçülmeye başlar. Juranın başında İtalya, Yunanistan, Türkiye ve İran Gondvana'nın Kuzey Afrika parçasına ekliydi.

Jura İklimi

Jura iklimi Triasa göre daha yumuşak iklimler arası farklılıklar azaldı. Yağış miktarı artmış, sıcaklıklar düşmüştü. Artan nem miktarıyla birlikte bitki yaşamı daha güçlendi. Dönemin büyük bölümünde kutuplarda buzul yoktu ve deniz seviyesi yüksekti. Yükselen denizler, kıtaların bir bölümünün üzerini örttü. Rusya ve Kuzey Amerika'nın büyük bölümü sular altındaydı. Tetis de, Gondvana'nın ve ondan kopan parçaların bir bölümünü kapladı. Sığ denizlerin geri dönmesiyle deniz yaşamı yeniden çeşitlendi. Geniş sel alanları, ılıman ve subtropikal ormanlar, mercan kayalıkları yaygındı.

Deniz Yaşamı

Juranın sıcak tropikal denizlerinde fitoplanktonlar çok yoğundu. Dinoflagellatlar, Coccolithophoridler bunların başlıcalarıydı. Foraminiferler de Permiyenden sonra ilk defa yeniden yaygınlaştı. Bu planktonik deniz canlılarının kalıntıları deniz tabanında birikerek, günümüz petrol yataklarını oluşturdu. Omurgasızlar da büyük çeşitlilik gösteriyordu. Okyanus ve denizler, çeşitli ve çok sayıdaki süngerler, mercanlar, yosun hayvancıkları, salyangozlar, midyeler, mürekkep balıkları, ammonitler ve belemnitlerle dolup taşıyordu. Ammonit ve belemnitler, Juranın baskın omurgasızları olup, Mezozoiğin sonuna kadar da bu durumlarını korudular. Dallı bacaklılar ve denizlaleleri varlıklarını sürdürse de, Paleozoikteki başarılarından oldukça uzaktaydılar. Tatlı sularda midyeler, salyangozlar, dallı bacaklılar ve kabuklular yaygındı. Çok sayıda köpek balığı ve kemikli balık arasında, modern biçimler de kendilerini göstermeye başlamıştı. İlk modern kemikli balıklar olan Teleostei de bu dönemde ortaya çıktı. Ichthyosaurslar ve plesiosaurslar gibi sucul sürüngenler dev boyutlara ulaştı. Trias yok oluşunun ardından, Jura denizleri ichthyosaursların, plesiosaursların ve pliosaursların yeni tipleriyle ve timsahlarla doldu.

Planktonlar

Ichthyosaursların birkaç farkı tipi vardı. Günümüz yunuslarının ve dişli balinalarının kullandığı nişleri, Jurada farklı boyutlardaki ichthyosaurs kullanıyordu. Bu hayvanların 2-3 metre boyutlarındaki küçük biçimlerinin yanı sıra, büyüklükleri 9 metreye ulaşanları da vardı.

Ichthyosaurs

Plesiosaurslar oldukça çeşitliydi, hem küçük hem de büyük biçimleri vardı. İlkel normal uzunlukta bir boyuna sahip, timsah benzeri bir başa sahip Plesiosaurslar bu dönemde iki farklı dala ayrılarak, uzun boyunlu küçük kafalı Plesiosauroidea'ya ve kısa boyunlu büyük kafalı Pliosauraidea'ya doğru özelleşmeye başladı. Bu iki tip, Mezozoiğin geri kalanında denizlere hükmedecekti.

Plesiosaurs

Deniz sürüngenlerinin bir üçüncü grubu da timsahlardı. Jurada ortaya çıkan gerçek timsahlar, dönem boyunca oldukça yaygın ve çeşitliydi. Grubun; deniz, yarı sucul ve küçük kertenkele benzeri karasal biçimleri vardı. Deniz timsahları, Teleosauridler Juranın başında hızlı bir evrimsel açılım gösterip, dönem boyunca oldukça başarılı olan grup, Kretasenin başında azalıp, Erken Kretasede yok oldu.

Jura Timsahı

Kara Yaşamı, Bitki yaşamı; Sikatların Çağı

Sikatlar diğer açıktohumlularla birlikte, baskın bitki grubuydu. Palmiye benzeri sikatlar, tohumlu eğreltiler, ginkolar ve kozalaklı bitkiler subtropikal ormanları dolduruyordu. Ginkolar, orta ve yüksek kuzey enlemlerinde oldukça önemliydi. Bazı kozalaklılar, sikatlar gibi, palmiye benzeri bir yaşam biçimi geliştirmiş, ibrelerinin çoğu gövdelerinin üst bölümünde toplanmıştı. Kozalaklıların; Pineaceae, Taxaceae, Taxodiaceae, Araucariaceae, Cephalotaxaceae, Podocarpaceae gibi günümüzde de var olan grupları ortaya çıktı. Tohumlu eğreltiler ve eğreltilerin ağaçsı biçimleri azalırken; çalımsı biçimler görece daha başarılıydı. Eğreltiler en başarılı taban bitkisiydi. Kibrit otları ve at kuyrukları oldukça önemsizleşirken, Bennettitalenler dönemin en önemli gruplarından biri oldu. Çiçekli bitkilerin Geç Jurada ortaya çıkmış olabileceği düşünülüyor; fakat, önemsiz bir grup olarak kalmış olmalı.

Karasal Hayvan Yaşamı

Henüz bir bütün olan yeryüzü karaları üzerinde bölgesel farklılıklar olsa da tüm kıtalar üzerinde aşağı yukarı benzer bir yaşam hakimdi. Bir bölgedeki aileye, hatta bazen cinse, farklı bir kıta üzerinde rastlanabiliyordu. Pangea'nın bu tekdüze yaşamının tartışmasız hakimi dinozorlardı.

Juranın nemli ve tropik iklimi, böcekleri de olumlu şekilde etkilemiş, pek çok yeni böcek grubu ortaya çıkmıştı. Çekirgeler, kın kanatlılar, zar kanatlılar, saçak kanatlılar ve pek çok başka böcek grubu Jurada ortaya çıktı. Akciğerli salyangozlar, kırkayaklar, akrepler, örümcekler ve akarlar da oldukça boldu.

Kurbağalar ve semenderler ilkel biçimlerde de olsa, Jura iki yaşamlılarının baskın grupları oldu. Az sayıda therapsit, Pangea'nın bazı bölgelerinde yaşamaya devam ediyordu; fakat, Juranın sonlarında ortadan kalkacaklardı.

Terapsit

Çoğu bir sıçandan daha büyük olmayan Jura memelileri, küçük omurgalı faunasının önemli bir parçasıydı. Jura memelileri günümüz böcekçil ve kemirgenlerinin kullandığı nişleri kullanıyordu.

Jura Memelisi

Deniz ve karalarda, sürüngenler, dev boyutlu biçimleriyle kontrolü elinde bulundursa da; Sphenodontlar gibi daha küçük sürüngenler günümüz kertenkelelerinin kullandığı nişlere yerleşip, yayılmıştı.

Jurada gökyüzünün kontrolünü ele geçiren Pterosaurslar da çok çeşitliydi. Kretasede dev boyutlara ulaşsalar da; Juranın Pterosaurslarının çoğu 0.5 metreyle 2 metre arasındaki boyutlardaydı. Ancak 25 santimetre olan daha küçük örnekleri de vardı. Günümüzde, kuş ve yarasaların doldurduğu pek çok niş, Jurada Pterosaurslarca kullanılıyordu.

Pterosurs Fosili

Jura aynı zamanda ilk kuşların ortaya çıktığı dönemdi. Uzmanların çoğu kuşların; boşluklu kemikler, pelvis yapısı, uzun kemikli bir kuyruk, pençeli eller ve dişli çeneler gibi pek çok özelliği paylaştığı iki ayaklı etçil dinozorlardan evrimleştiğini düşünüyor. İlkin kuşlar modern akrabalarında bulunan göğüs kemiği ve gaga gibi yapılara henüz sahip değildi. İlkin kuşların en tanınmış örneklerinden biri Archaeopteryx'tir. Archeopteryx gibi ilkin kuşlar ana karalardan soyutlanmış adalarda büyük yırtıcılardan uzakta evrimleşiyordu.

Archaeopteryx, Kuşların Evrimi

Triasın sonlarında ortaya çıkan dinozorlar Jurada çeşitlenerek karasal ekosistemlerin baskın omurgalı grubu olur ve nişlerin büyük bölümüne yerleşir. Çok çeşitli olan dinozorlar Jurada dev sauropodlardan, küçük kuş-benzeri etçil dinozorlara kadar pek çok farklı biçime evrimleşir.

Dinozorlar kalça yapılarına göre iki takıma ayrılır:

Bu takımlardan ilki "Sürüngen kalçalı dinozorlar"dır. Saurischia adı verilen bu grup, ataları olan Archosaursların ilkel kalça yapısına sahip, etçil ya da otçul dinozorlardı. Saurischia grubunun üyeleri olan Theropodlar yani tüm etçil dinozorlar, iki ayak üzerinde yürüyen, kuş benzeri kafa ve boyuna sahip hayvanlardı. Sivri dişleri, pençeleri, üç parmaklı el ve ayakları en belirgin özellikleriydi. Allosaurus ve Tyrannosauruslar gibi dev etçillerinin yanı sıra Compsognathus gibi böcekle beslenen tavuk boyutlarında küçük biçimleri de vardı. Kuşların öncülleri olan bazı etçil dinozorların -Archaeornithes- tüyleri de vardı.

Tyrannosaurus Rex

Otçul Saurischialar ise gelmiş geçmiş en büyük karasal hayvanların içinde bulunduğu grup olan Sauropodlardı. Bunlar dört ayak üzerinde yürüyen, küçük kafalı, uzun boyun ve kuyruğa sahip, görece basit bir vücut planı olan canlılardı. Sauropodların en dikkat çekici özelliği kafalarının üzerinde yer alan burun delikleriydi. Apatosauruslar ya da daha bilindik isimleriyle Brontosauruslar bu grubun üyesiydi. Sauropodların Geç Triastaki akrabaları Plateosaurs ya da Prosauropodlar, gerektiğinde iki ayaklarının üzerine kalkabilen canlılardı. Diplodocus gibi gerçek sauropodlar,ilk kez Triasın sonlarında ortaya çıkar; fakat, çeşitlenmeleri Orta Jurada gerçekleşir. Diplodocus ve Brachiosaurus gibi sauropodların boyutları 25 metreye, ağırlıkları 100 tona kadar ulaştı. Sauropodlar coğrafi olarak geniş alanlara yayılmıştı. Antarktika hariç, tüm kıtalarda fosilleri ya da ayak izleri bulunur. Yaygın coğrafi yayılımları dışında, Juranın başından Geç Kretaseye kadar süren yüz milyon yıllık varlıklarıyla Sauropodlar, en uzun ömürlü dinozor gruplarından biri oldu. Juranın sonları sayıca zirveye ulaştıkları dönemdi.

Dinozorların ikinci grubu Ornithischia yani "Kuş kalçalı dinozorlar"dır. Çoğu iki ayak üzerinde yürüyen, hepsi otçul olan Ornithischiaların kalça yapısı kuşlarınkine benzer. Sauropodlara göre küçük boyutlarda olan Ornithischianın, Erken Jurada bile, orta boydan büyük boya kadar çok çeşitli biçimi vardı. Keşfedilen ilk dinozorlardan biri olan Iguanodonlar, ördek gagalı Hadrosaurslar, gergedan benzeri boynuzlu dinozorlar olan Ceratopsianlar, plaka zırhlar, dikenler, gibi saldırı ve savunma silahlarıyla donanmış olan zırhlı dinozorlar, aşırı biçimde kalınlaşmış kafataslarıyla Pachycephalosauria ve dinozorlar dünyasının pek çok iki ayaklı küçük otçulu Ornithischia grubunun üyesiydi.

Ornithischia İskeleti

Jurada da yeryüzü karaları ortak bir biyolojik yapı gösteriyordu. Her ne kadar yüksek deniz seviyeleri süper kıtayı büyük adalara bölüp bölgesel fauna ve flora farklılıklara yol açsa da aynı aile, hatta bazen aynı cinse yeryüzünün farklı bölgelerinde rastlamak mümkündü.

Juranın Sonu

Juranın sonunda küçük bir kitlesel yok oluş meydana gelir. Yok oluştan karasal ekosistemler, özellikle dinozorlar, pek fazla etkilenmez. Ammonitlerin pek çok cinsi, deniz sürüngenleri, deniz midye ve istiridye türlerinin %80'i ve pek çok sığ su canlısı yok olur. Yok oluşun sebebi bilinmiyor. Ancak deniz tabanındaki çok büyük metan yataklarının boşalmasının tetiklediği bir dizi olayın yok oluşa neden olabileceğine dair kuşkular var.

Kretase Dönemi

Dinozorların Altın Çağı

142 MYÖ - 65.5 MYÖ

Çiçekli bitkilerin yaygınlaşıp, baskın bitki grubu olması. Pangea'nın parçalanması devam eder; Lavrasya ve Gondvana birbirinden tamamen ayrılır. Kretase boyunca nemli tropikal iklim koşulları devam eder.

Kretaseye ait kayaçlarda yaygın olarak bulunan tebeşir yatakları nedeniyle döneme bu isim verilmiş. Tebeşir, kalkerli kabuğa sahip planktonik mikroorganizma artıklarının, deniz tabanına çökmesiyle oluşur. Pek çok grubu zaten bu dönemde ortaya çıkan planktonik mikroorganizmalar, dönem boyunca çok çeşitli ve yaygın olarak bulunur.

Jura ile Kretase arasında kitlesel bir yok oluş yaşanmaması, iklimsel koşulların uygunluğu ve parçalanıp birbirinden uzaklaşan kıtaların farklı biyocoğrafik bölgeler oluşturması nedeniyle zaten çeşitli başlayan Kretase yaşamı, pek çok yeni grubun ortaya çıktığı ya da çeşitililiğini arttırdığı bir dönemdi. Kretase dinozorların altın çağıdır. Bilinen dinozorların %40'ı Kretase'nin son 15 milyon yılında ortaya çıkar. Tyrannosaurus rex ve Triceratoplar gibi pek çok ünlü dinozor da bu dönemin canlıları arasındaydı.

Dinozorlar çeşitliliklerinin zirvesindeyken, bazı grupları yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar. Diğer baskın sürüngen gruplarında da azalmalar olur. Ichthyosaurslar ve Pterosauruslar dönemin sonuna kadar sürekli azalır. Pek çoğu K/T yok oluşundan önce ortadan kalkar. Yeni ortaya çıkan grupların başarısının bu azalmalarda payı büyüktür. Sıcak kanlı kuşlar, hızlı yüzen modern kemikli balıklar ve çiçekli bitkiler Kretasede oldukça başarılı olup daha ilkel rakiplerinin zararına yayılır. Fosil kayıtlarına ilk kez Kretasede giren çiçekli bitkiler hızla yayılarak açık tohumluların yerini alır ve karasal ekosistemlerde köklü değişikliklere neden olur.

Plesiosaursların ve Pliosaursların iyice özelleşmiş biçimleri ortaya çıkarken pek çok ara biçim de yaygınlaşır. Sucul kertenkelelerin dev biçimleri olan Mosasaurslar da sucul sürüngenler arasına katılır. Modern memeli grupları Kretasede ortaya çıkar; fakat, yaygınlaşmak için dönemin sonunda gerçekleşecek olan yok oluşu beklemeleri gerekir.

Bir meteor çarpması sonucu gerçekleştiği düşünülen yok oluş, hem dinozorları, hem de ekosistemin diğer baskın sürüngen gruplarıyla birlikte pek çok yaygın grubu ortadan kaldırır. Yok oluş memelilerin baskın olduğu bir ekosisteme yol açarken, jeolojik devirlerin son zamanı olan Senozoik başlar.

Kretase Dünyası

Pangea'nın parçalanma süreci devam eder. Lavrasya ve Gondvana'nın birbirinden tamamen ayrılır. Lavrasya ve Gondvana'nın dönem ilerledikçe daha küçük parçalara ayrılmasıyla oluşan; Avrasya, Afrika, Hindistan, Antarktika ve Avustralya birbirlerinden uzaklaşır. Henüz birleşik olan Hindistan ve Madagaskar, Afrikadan kopar ve büyük bir ada haline gelir. Antarktika ve Avustralya, güneyden birbirine bağlı olsa da, Avustralya'nın kuzeye doğru olan hareketi yakın zamanda ayrılmalarına neden olacaktı. Asya ile henüz birleşmemiş olan Çinhindi büyük bir ada biçimindeydi. Tüm karaların neredeyse deniz seviyesinde olduğu Kretasenin ortalarında artan volkanik ve tektonik hareketler, kıtaları yeniden engebeli ve yükseltili bir biçime soktu. Afrika'nın kuzeye doğru hareketiyle, Tetis denizi kapanmaya ve Avrupa'da Alpler yükselmeye başladı. Geç Kretasede kıtalar neredeyse modern biçimlerini aldı.

Kretase İklimi

Kretase'nin ilk yarısında iklim Juradaki gibi devam etti, sıcaklıklar yüksek, mevsimler arasında farklılıklar azdı. Deniz seviyesi yüksek, kutuplarda buzul yoktu. Karaların üçte biri denizlerle kaplıydı. Sığ denizler ve bataklıklarla çevrili karasal ekosistemlerde ormanlar baskındı. Sığ denizler Avrupa'yı Asya'dan ayırmış, kıtalar takım adalar şeklinde dizilmişti.

Neredeyse üç yüz milyon yıldır küresel bir tek düzelik içinde olan karasal ekosistemlerde kıtaların birbirinden uzaklaşması ve sığ denizlerin karaları bölmesiyle coğrafi izolasyon ilk kez tam anlamıyla etkisini gösterdi: Kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafyalar oluştu. Güney ve Kuzey kıtaları arasında belirgin floral ve faunal farklılıklar ortaya çıktı.

Kretasenin ortalarından itibaren iklim değişmeye başlar, mevsimler arasındaki farklılıklar artar. Küresel sıcaklık düşer, ekvator ve kutuplar arasındaki sıcaklık farkı büyür. Yağış miktarı azalır, deniz seviyesi düşer.

Kretase Deniz Yaşamı

Kretase denizlerinde, planktonik mikroorganizmalarda yaşanan patlamanın sonuçları döneme adını verir. Bu dönemde kalkerli kabuğa sahip planktonlar gelişimlerinin zirvesine ulaşır. Silisli bir çift kabuğa sahip fotosentetik bir hücreli mikroorganizmalar olan diatomlar da bu dönemde ortaya çıkıp, yaygınlaşır. Kabuklu amipler olan Foraminiferler ve Radiolaryalar da dönemin yaygın planktonik organizmalarıydı.

Modern mercanların ortaya çıkmasıyla büyük resifler oluştu. Bu resiflerin oluşumuna önemli ölçüde katkıda bulunan gruplardan biri de rudist midyelerdi. Rudistler, alglerle kurdukları simbiyotik ilişki nedeniyle, hızla gelişip, büyüyen, boyları 1 metreye ulaşan dev midyelerdi.

Rudist

Kretase denizlerinde kafadan bacaklılar baskın omurgasız grubuydu. Mürekkep balığı benzeri Belemnitler, büyük boyutlu Placenticeraslar, düz kabuklu Baculitesler ve gevşek kıvrımlı Helioceraslar gibi çeşitli biçimlere sahip farklı ammonit türleri yaygındı.

Helioceras

Ammonitler ve Belemnitlerin yanı sıra süngerler, deniz kestaneleri, midye ve istridyeler de yaygındı. Dallı bacaklıların çeşitlilikleri azalırken; istakoz, karides, yengeç gibi yüksek kabuklular yaygınlaştı. Salyangozların modern grupları ortaya çıktı.

Modern teleost kemikli balıklar dönemin ortasına, özellikle sonuna doğru yaygınlaşır. Modern köpek balıkları da bu dönemde ortaya çıkar. Dev boyutlardaki Carcharodon megalodon gibi köpek balıkları denizin orta seviyelerinde ve tabanında avlanıyordu. Deniz yüzeyi ile üst kesimler ise deniz sürüngenlerinin avlanma ve yaşam alanıydı. Kretase deniz yaşamının sürüngen üyeleri, ichthyosaurslar, pliosaurslar, plesiosaurslar, Mosasourslar, timsahlar ve deniz kaplumbağalarıydı. İç denizlerin en yaygın sürüngeni bir kaplumbağa olan Notochelone'du.

Carcharodon

Ichthyosaurslar iyice balıksı biçimler aldı. Büyük boyutlu bir ichthyosaurs olan Platypterygius, 6-7 metre boyutlarına ulaşmıştı. Kuyruğunu tıpkı balıklar gibi bir yandan diğerine sallayarak hareket ediyordu. Geç Kretasede, ichthyosaurlar sucul yaşama daha uyumlu ve daha iri türlerce temsil edilse de; büyük oranda azaldılar. Büyük olasılıkla hızlı yüzen kemikli balıklar uyum sağlayamamış, Kretase yok oluşundan önce ortadan kalkmışlardı. Tek bir ichthyosaur ailesi Geç Kretasenin erken dönemlerine ulaşabildi.

Platypterygius

Plesiosaurslar, iyice özelleşmiş Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimleriyle temsil ediliyordu. Bir Plesiosaurs olan uzun boyunlu Elasmosaurs ve Pliosaurslardan kısa boyunlu Kronosaurus bu özelleşmenin iki ucuydu. Bu iki uç arasında daha küçük boyutlarda ve boyun uzunluğu bu iki hayvan arasında olan pek çok farklı Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimi vardı.

Elastodenta

Kronosaurus

Geç Kretasede deniz sürüngenlerinin arasına yeni bir üye katıldı: Mosasourslar. Günümüz monitörleriyle yakından akraba olan bu yırtıcı dev deniz kertenkelelerinin uzun esnek gövdeleri ve kısa boyunları vardı. Bunlar Ichthyosaurslar gibi balık yemek üzere biçimlenmiş dişlere sahipti. 4,5-9 metreye varan boyutlarıyla oldukça büyük olan bu hayvanlar, pliosauridlerin ve köpekbalıklarının hakim olduğu Kretase denizlerinde fazla yaygınlaşamadı.

Mosasourslar

Sucul sürüngenler çeşitlenirken; yarı sucul modern Eusuchian timsahlar ilk kez ortaya çıktı, bazı ilkel Mesouchian timsah grupları da varlıklarını sürdürdü. Sarcosuchus, Deinosuchus gibi tatlı su timsahları dev boyutlara ulaşıp, dinozorları yemek listelerine katar.

Kamplumbağalar Kretasede hem soyu tükenmiş hem de modern gruplarca temsil ediliyordu. Pek çok başka sürüngen grubu gibi kaplumbağalar da Kretasede devleşme eğilimindeydi. Archelon gibi bazı denizel biçimler 4 metreye kadar ulaştı.

Tipik Jura florası, Erken Kretase boyunca fazla bir deðişiklik olmaksızın devam eder. Kozalaklıların, sikatların ve ginkoların baskın olduðu ormanlarla, eğrelti ve at kuyruklarının otsu biçimleri yaygındı. Yaðış miktarındaki düşüşle birlikte, ekvator çevresindeki ormanlar azalmaya başladı. Aðaçlardan boşalan alanlara eðrelti ve at kuyrukları yerleşti.

Kretasede florasında gerçekleşen en önemli evrimsel yeniliklerden biri, çiçekli bitkilerin fosil kayıtlarına girmesidir. Çiçekli bitkilerin ne zaman ve hangi gruptan kök alarak ortaya çıktığı henüz tartışmalı bir konu olsa da; ilk örneklerine Kretasenin başlarında rastladığımız çiçekli bitkiler, Kretasenin sonunda üstünlüğü ele geçirip, karasal ekosistemlerin baskın bitki grubu olur.

Tropiklerde ortaya çıkan çiçekli bitkiler, buradan sikat ve kozalaklı ormanlarının baskın olduğu yüksek enlemlere doğru yayılırken bir taraftan da gelişimlerini sürdürdü. Orman tabanında küçük otsu biçimler olarak ortaya çıkan çiçekli bitkiler, hızla orman tabanını kapladıktan sonra günümüzün çalılarına ve odunsu ağaçlarına dönüştüler. Geç Kretaseye gelindiğinde meşe, akçaağaç, manolya, safran, ceviz, huş ve dişbudak ağaçları henüz yaygın olan kozalaklılarla rekabete başlamıştı. Orta Kretasede yaygınlaşıp, dönemin sonunda modern biçimlerini alan çiçekli bitkilerin bazıları, bugün bile varlıklarını sürdürüyor.

Kretasenin sonunda çiçekli bitkilerin yeryüzünün baskın bitki grubu olmasında iki özellikleri etkili oldu: Tohumlarının besin içeren bir tabakayla kaplı olması ve tozlaşmak için hayvanları kullanmaları. Çiçekli bitkilerin bir bölümü tozlaşmalarını rüzgar aracılığıyla yapsa da; çoğu, renk ve kokularıyla kendine çektiği böcek, yarasa ya da kuşları kullanarak polenlerini başka bitkilere ulaştırır. Hayvanlar poleni rüzgardan daha verimli bir şekilde yerine ulaştırdığından, bunları kullanan bitkiler üreme şanslarını arttırmış olur. Bu yolla hızla yayılıp çeşitlenen çiçekli bitkiler, çeşitlilikçe, diğer bitkileri kısa sürede yirmi ile otuz kat aştı: Günümüzde bitkilerin %90-95'ini çiçekli bitkiler oluşturur.

Kretase Kara Faunası

Çiçekli bitkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte böceklerin evrimi hızlanır, yeni tozlaştırıcı böcek grupları ortaya çıkar. Kretasede ilk kez ortaya çıkan başlıca böcek grupları, arılar, eşekarılar, karınca, kelebekler ve termitlerdi. Böcekler dünyasındaki en önemli gelişmelerden biri de, gerçek sosyal arıların ortaya çıkmasıdır.

Arı Fosili

Modern memelilerin üç grubu da -eteneliler, keseliler ve tek delikliler- Erken Kretasede ortaya çıkar, fakat fazlaca yaygınlaşamaz.

Juranın yaygın tuatara benzeri Sphenodontları azalırken; Squamatalar, yani kertenkele ve yılanlar onların ekolojik nişlerini doldurur.

Pterosaurslar Kretasenin başlarında yaygın ve çeşitliydi. Fakat aynı nişi paylaştıkları kuşlarla rekabette başarısız olup, Kretase ilerledikçe, yavaşça azalıp yerlerini kuşlara devrettiler. Dönemin sonlarına doğru ancak Pteranodon, Quetzelcoatlus gibi birkaç dev biçim sağ kalmayı başardı. Geç Kretasede yaşamış devlerden Quetzalocatlus northropi'nin kanat açıklığı 12 metreye ulaşıyordu.

Quetzelcoatlus

Kretase, dinozorların altın çağıydı. Dönemin sonuna kadar çeşitliliklerini artıran dinozorlar, meteor çarpmasıyla yok olduğunda, gelişimlerinin zirvesinde ve karasal nişlerin pek çoğunun hakimi durumundaydı.

Kretasede, Juradan gelen bazı dinozor grupları azalırken; bazı gruplar yeni üyelerle temsil ediliyordu. Dinozorların ve karasal canlıların en büyüğü olan Sauropodlar, bazı bölgelerde yaygınlığını kaybeder. En tanınmış Sauropodlar olan Brachiosaursların ve Diplodocidlerin soyu tükenir; ancak, onlardan boşalan nişler başka sauropodlar tarafından doldurulur. Plakalı Stegosaurslardan, Kentrosauruslar varlıklarını sürdürüyordu, ancak Stegosaurslar yerlerini çoğunlukla daha ağır zırhlı Ankylosaurslara bırakır.

Ankylosaurus

Etçil Theropodların hem büyük hem de küçük boyutlu üyeleri arasında, kuş benzeri biçimler belirgin biçimde yaygındı. Dinozorların en tanınmışlarından Tyrannosaurslarla birlikte pek çok dev boyutlu etçil, Kretasede yaşadı.

Deinonychus, Velociraptor ve Utahraptorlar gibi orta boy orak pençeli etçiller de bu zamanda yaşadı.

Kuş benzeri küçük boyutlu Ornithomimosaurslar arasında, kuşların öncülleri olan, dinozor benzeri ilkin-kuşlar vardı. Kretasede dinozorların nerede bitip, kuşların nerede başladığını söylemek imkansızdı. Kretase, Hesperornis ve Ichthyornis gibi dişli kuşların yükselişine ve yok oluşuna tanık oldu.

Dişli Kuşlar

Kretasede pek çok yeni dinozor grubu ortaya çıktı. İlk Ceratopsian ve Pachycepalosaurid dinozorlar bunların başlıcalarıydı.

Gergedana benzeyen, boynuzlu, enselerini koruyan yakalıkları ve gaga biçimindeki ağızlarıyla ilginç yaratıklar olan Ceratopsianlar, otçul dinozorlardı. Ceratopsianlar, yakalık ve boynuzlarını, yırtıcılara karşı savunma, karşı cinsin dikkatini çekme ve ısıl düzenleme amaçlarıyla kullanıyor olabilir. Yüzlerce Ceratopsiana ait kemiğin bir arada bulunması, sürüler halinde dolaştıklarını düşündürüyor.

Triceratops

Ornithopodalar grubundan olan ördek gagalı Hadrosaurslar, Geç Kretasede, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerikada yaygındı. İyi korunmuş hadrosaurs yuvaları ve bebekleri, bu hayvanların yavrularına baktıklarını gösteriyor.

Hardrosaurslar

Kretasenin en yaygın ve çeşitli otçul dinozor grubu, zırhsız ornithischian dinozorlardı.

Kretasede bazı garip görünüşlü dinozorlar da yaşamıştı: Plaka zırhları ve dikenleriyle Sauropelta, sırtlarındaki büyük yelkenlerle Spinosaurslar, sorguçlu dinozorlar olan Parasaurolophuslar bunlardan bazılarıydı.

Parasaurolophuslar

Orta Kretasede, Avustralya, güney kutbu üzerinde bulunuyordu. Her ne kadar iklim şu an ki kadar sert olmasa da, hayvanlar ve bitkiler sıfırın altındaki kışlara ve altı ay süren gecelere dayanmak zorundaydı. Antartik Avusturalya'sında bölgeye has pek çok canlı yaşıyordu. Bunlar arasında büyük iki yaşamlı temnospondyller, gececil ornithopod otçullar ve cüce allosauridler vardı. Ayrıca günümüz ördek gagalı platypusunun atası da Avusturalya'nın sakinlerindendi.

Kretase Yok Oluşu: Sürüngenler Çağının Sonu

Kretasenin sonlarında, sürüngenler 200 milyon yıldır yeryüzünün baskın omurgalı grubu olarak hem yaygınlıklarının hem de çeşitliliklerinin doruğundaydı. Dinozorların başı çektiği sürüngen imparatorluğu tüm gezegene yayılmıştı. Fakat 65 milyon yıl önce yeryüzüne çarpan bir gök cismi hem dinozorların hem de pek çok farklı sürüngen grubunun sonunu getirdi. Pterosaurslar, Ichthyosaurslar, Mosasaurslar, Plesiosaurslar dinozorlarla birlikte yok olan sürüngen gruplarıydı. İlkel kuşların pek çoğu, rudist midyeler, belemnit ve ammonitlerin dahil olduğu deniz omurgasız gruplarının yarısı, pek çok foramifer türü, bir çok deniz planktonun dahil olduğu mikroorganizma ortadan kalkanlar arasındadır. Kara bitkilerinin %35'i yok oldu. Tüm türlerin %60-%80'i ortadan kalktı. çiçekli bitkiler, salyangozlar, midye ve istiridyeler, iki yaşamlılar, kertenkele ve yılanlar, timsahlar ve memeliler ise yok oluştan kurtulup, Senozoik yaşamının bir parçası olmayı başardı.

Çok sayıda kanıt, Meksika Yucatán yarım adasına çarparak bugün Chicxulub Krateri olarak adlandırılan krateri açan meteorun ve onun tetiklediği olayların K/T yok oluşuna neden olduğunu gösteriyor. Çarpışmayla birlikte yıkıcı iklimsel değişimler, deniz seviyesinde meydana gelen değişimler, yaygın volkanik aktivite ve bunun yol açtığı atmosferik değişimlerin, yok oluşa neden olduğu düşünülüyor. Göktaşı çarpmasının yok oluşa neden olduğu genel kabul görse de, yok oluşu açıklamak üzere başka teoriler ileri sürülmeye devam ediyor. Dönemin sonunda görülen yaygın volkanizma, kıtaların birbirinden ayrılmasının neden olduğu iklimsel değişimler gibi kuramlar bunlardan sadece bir kaçı.

"Kretase/Tersiyer yok oluşu" olarak bilinen bu yok oluş Mezozoiği kapatır. Yok oluştan sonra kurulan yeni ekosistemde sürüngenler önemlerini oldukça kaybederken; memeliler baskın hale gelir. Böylece yeni bir zaman olan Senozoik başlar.

tüm hakları DİNOPARK’a aittir,
izinsiz kullanılmaz © 2014
tasarım AJANSWEB